isminiz@deizm.net ücretsiz e-mail: giriş yap,kayıt ol.
Muhammed'in Zevceleri Neden 4'ten Fazla ?
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Peygamber’in zevcelerinin sayısı neden 4’ten fazla
Vatan gazetesinde köşe yazan eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş'in bugün köşesinde cevapladığı soru şaşırttı. Ramazan arefesinde Hz. Peygamber'in zevcelerinin sayısını sorgulayan soruya bakın Ateş ne cevap verdi.
Hz. Peygamber'in zevcelerinin sayısı neden 4'ten fazla?
SORU: Kur'ân'da adaletli olunabildiği sürece en fazla 4 eşe izin verilirken Hz. Muhammet nasıl oluyor da 10-11 eş alabiliyor? Kuran'ın hükümleri Peygamber'e işlemiyor mu? Bunu çok merak ediyorum. (Hasan Berk)
O PEYGAMBERE ÖZEL BİR DURUM
CEVAP: Kadın sayısını sınırlayan Nisa Suresi'dir. Medine döneminin ortalarında inmiştir. O zamana kadar toplumda erkekler istedikleri kadar kadınla evlenebilirlerdi. Kiminin 20, kiminin 30, kiminin 3, kiminin 1 karısı vardı. Ama Nisa Suresi kadın sayısını 4'le sınırlayınca başkaları 4'ten fazla kadınlarını boşadı. Bu kadınlar başkalarıyla evlenebilirlerdi. Ama bundan önce inmiş olan Ahzab Suresi'nin 5'inci ayeti, Peygamber zevcelerinin müminlerin anneleri olduklarını belirtmiştir. Böyle olduğuna göre Peygamber bunları boşasa bu kadınlar başkalarıyla evlenemeyeceğine göre perişan olurlardı. Onun için Ahzab Suresi'nde Peygamber'in almış oldukları eşlerinin kendisine helal kılındığı belirtilmiştir. Bu, onun peygamberlik mevkiiyle ilgili özel bir durumdur.
Ensonhaber.com
Peygambere özel durummuş.Buna ancak gülünür.Müslümanlıktan dinsizliğe geçene kadar bu tür onlarca soru sormuşuzdur alimlere, hocalara.Soru ne kadar çelişkili, ne kadar da açık olursa olsun, ne yapıp edip konuyu başka yerlere kadar götürüp en sonunda kendilerinin lehine çeviriyorlar ve hiçbir cevaplarıda tatmin edici değil!
insanoğlunun tek gayesi üremek mi ? :) yuh be..
hani diğer canlılardan farkımız ?
Bizim diğer canlılardan tek farkımız olaylardan,durumlardan ve şeylrden anlam çıkarabilmemizdir...
Daftness biraz noktalama işareti kullanırsan tam olarak anlayabiliriz demek istediğini :) kimse söylüyorsun yazını anlayamıyoruz,birde kelimelerinde eksik harfler var sanırım hızlı yazmaya çalışıp kaptırıyorsun kendini biraz daha düzgün lütfen.:) Sakın ola yanlış anlama sadece diğer insanlar için demek istediğini anlamak daha kolay olur hemde senin başına yanlış anlaşılmadan dolayı saçma sapan şeyler gelmez.
@daftness diğer adıyla kazma, bir diğer adıyla immortal, bir diğer adıyla bilmem ne s.kkim...
hani bir daha girmemeye yeminliydin bu siteye. Neden bukadar yüzsüz ve tükürdüğünü yalayan birisin?
değerli arkadaşım sen olaya sadece tek taraftan bakıyorsun. istedğin gibi görme amacındasın ve insanlarada bunu kabul ettirme yönelimindesin. olay zevce almakta değil. neden aldığında? sonra da bok atmadan mükemmel zekanı konuştur. devamlı inanmadığını söylediğin medyanın oyuncağı 3-4 pezevenk hocanın laflarıyla bi bok bilirmiş gibi laf atma. sinirlendğine yazıktır..
Muhammed'in şehveti ve "tanrı"sı
Kanlarından Aişe, Muhammed'e şöyle diyor
- "Mâ erâ (urâ) rabbeke illâ yüsâriu hevâke". (Bkz. Buharî, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsîr/33/7, Kitabu'n-Nikâh/29; Diyanet yayınlarından Tecrîd, hadis no: 1721; Müslim, e´s-Sahih, Kitabu'r-Rıdâ'/49, hadis no: 1464; Ibn Mace Sünen, Kitabu'n-Nikâh/57, hadis no: 200; Ahmed İbnHanbel, 6/134,158.)
Nedir bu sözün Türkçesi?
îşte dini çevrelerden üç çeviri:
- "Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi. 7/402.)
- "Rabbin şüphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal gerçekleştirir." (Haydar Hatiboğlu Sünen-i Ibn-i Mace Tercümesi veŞerhil, 5/495.)
- "Rabbin Teâlâ (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkukuna müsâraat ediyor." (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i SarihTercemesi, hadis no: 1721, çev. Kamil Miras, Diyanet yayınlarından.)
Aişe'nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir:
"Bakıyorum da, senin Efendi Tann'n (Rabb), yalnızca senin şeyinin keyfini (nevanı) yerine getirmek için koşuyor."
Hadiste, "Efendi Tann"nın, yalnızca Muhammed'in "hevâ"sı için koştuğu belirtiliyor açıkça.
"Hevâ": İnsanın "arzusu, isteği". Ama buradaki herhangi bir "arzu, istek" değil; "cinsel istek"tir. Bir başka deyişle: "insanın şeyininkeyfi". Çünkü buradaki konu, cinsel isteğin üzerinde durulduğu bir konu. Ayrıca, "heva" söylendiğinde ilkin bu kavramda kullanılır. Râ-ğıb da, "heva" için: "Meylun'nefsi ile'eş-şehveti" (bkz. el Müfredat, Heva,) diyor. Yani "nefsin şehvete eğilimi".
16
Aişe neden böyle diyor?
Muhammed'in çok karısı var. 1, 2, 3,4, 5... Böyle gidiyor. Yaşlanmış olan Şevde Bint Zem'a'nm dışında hepsi genç, hepsi güzel. Vehepsi de cinsel istekli. "Adalet" olsun diye, Muhammed'in bunlarla cinsel birleşmesi "sıra"ya konmuştur. Sevde'nin dışında kimse, sırasını başkasına kaptırmak istemiyor, işte bu böyleyken, "âyet" geliyor; durumu değiştiriyor:
Muhammed'in "heva"sı, "adalef'in önüne geçiyor:
Muhammed'in kadın seçimi, cinsel alandaki isteği, hadisteki sözcüğüyle "hevâ"sı, "âdalet"e baskın geliyor ve "sıra" Muhammed'in isteği doğrultusunda, "âyet"le bozuluyor.
Buhari ve Müslim'in "e's-Sahih"lerinin de içinde bulnduğu hadis kaynaklarına göre ayet, Ahzab Suresinin 51. ayeti. Ve şu anlamdakisözle başlıyor:
- "(Ey Muhammedi) Onlardan (yani kanlarından) dilediğini geri
ye bırakır, dilediğini öne alabilirsin..."
Ne demek bu?
Hadis ve yorumlara göre şu demek:
- "Ey Muhammedi Artık nöbet, sıra zorunlu değil senin için. Nö
beti, sırası gelse bile, dilediğin kannla cinsel birleşmeyi erteleyebilir,
ondan önce dilediğin kannla yatabilirsin." (Bkz. Aişe'nin sözünün yer
aldığı, gösterilen hadis kaynaklan. Aynca bkz. "Tefsir"ler, örneğin
Tefsiru'n-Nesefî, 3/309; RRâzî, e't-Tefsinı'1-Kebîr, 25/221; Taberî,
Cami-u'1-Beyân, 22/20; Celâleyn, 2/111.)
Kamil Miras da, Diyanet yayınlarından olan Tecrid'de, Ahzâb Suresinin ayetleriyle ilgili tefsirlere ilişkin hadislere başlarken bu ayetin başındaki sözlere şu anlamı veriyor
- "Aziz Peygamberim! Aile muaşeretinde kadınlanndan dilediği-
17
nin nevbetini (nöbetini) geriye bırakabilirsin, dilediğini de yanına alırsın. Aralarında nevbete mecbur değilsin. Geri bıraktığından yanına almak istediğin olursa, onu almakta da sana bir günah yoktur..." Sözün özü:
- Kur'an'ın "Efendi TanrTsı (Rabb), Muhammed'in, kanlarıyla
olan "cinsel ilişki düzeni"ndeki işini kolaylaştırıyor. İlişkiyi "sıraya
koyma (nöbet)" zorunluğunu kaldırıyor. "Heva"sının seçiminde özgür
olsun diye onu serbest bırakıyor. "Hangi karınla ne zaman yatmak is
tersen, özgürsün, yatabilirsin!" diyor.
İşte bunun üzerine, Aişe dayanamayıp o sözü söylüyor
-"Görüyorum ki senin Efendi Tanrı'n, senin şeyinin keyfîni..."
Aişe, bu durumu daha sonra, Ahzab'ın 51. ayeti gelince anladığı
nı; 50. ayet geldiğindeyse bunu pek anlayamadığını ve o nedenle, 50.
ayette, "Peygambere kendini (hem de mehirsiz olarak) verebilecek ka
dımdan söz edilince şu tepkiyi gösterdiğini belirtiyor:
- "Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe
armağan etsin?" (bkz. aynı tefsir ve hadis kaynaklan, örneğin Buhari,
e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/336), Müslim hadis no: 1464; Tec-
rîd, hadis no: 1721.)
Muhammed'in "şehvet"inin önemi:
50. ayette, "Muhammed'e helâl" olan kadınlar sayılıyor. Diya-net'in resmi çevirisindeki anlamıyla ayette şöyle deniyor:
- "Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini (kanlarını), Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicreteden amcanın kızlarını, halalannın kızlannı, dayının kızlannı, teyzelerinin kızlannı ve peygamber nikâhlamayı dilediği takdirde -müminlerden ayn, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır. Birzorluğa uğramaman için, müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında on ların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir."
Bu çeviride, ayetteki sözlerin tam karşılığı olmayan kesimler var. Yani çeviri biraz yorumlu. Örneğin: Ayette, herhangi bir kadını pey-
18
gambere "mehrini" değil; kendini armağan etmesinden sözediliyor. Ayetin sonuna da kanşık bir anlam verildiği görülüyor. Böyle kanşıkanlam verilerek birşeyler kurtanlmak istenmiş olsa gerek. Ayetin sonunu şöyle çevirmek daha doğru olabilir:
- "inanırlara, kanları ve sağ elleriyle sahip olduklan (cariyeleri)
konusunda neler gerekli kıldığımızı kuşkusuz bildik. (Sana helal olan
kadınlar konusunda anlatıklarımız da), sana bir güçlük olmasın diye-
dir. Tann bağışlayan ve acıyan'dır."
"... Sana bir güçlük olmasın diyedir." anlamındaki sözler üzerin de duran F. Râzî'nin yorumuna göre, burada demek istenen şudur:
- "Kadınlar konusunda sana ayncalık verdi ki daha geniş, daha
kolay bir konumda olasın da, gönlünü uğraştıracak birşey kalmasın ar
tık. Kadın konusunda sorunun kalmasın da Cebrail, boşalmış olan
gönlüne indirsin ayetleri." (Bkz. F.Râzî, 25/220.)
F.Râzî'nin yorumuna göre Muhammed'e öylesine bir ayrıcalık sağlanmıştı ki, kadın konusunda; o bir kadını görüp de o kadına gönlü düştüğünde, kocasının o kadını boşaması şarttı. Neden ki ilk sıralarda vahiy alma yönünden peygamberlerin işi kolay değildir. Vahiy almaya alışıncaya dek bu böyle sürer. İşte peygambere kadın konusundaki ayrıcalık bu sıraya rastlar. Peygamber vahye alışınca, artık gözünün ilişip gönlünün düştüğü her kadını, kocasının boşaması ve peygambere vermesi gerekmemiştir." (Bkz. F.Râzî, 25/222.)
Yani açıkçası:
"Efendi Tann"sı, Muhammed'in "şehvet"ini doyurmasını, kadın lara iyice doyup vahiy işlerine kendini yeterince vermesini istemiştir,istemiştir ki, Peygamberi vahiyle uğraşırken bir de kadın sorunu olmasın. Kadın konusunda gösterdiği kolaylıklar, hep bu amaca yönelik. F.Râzı'nin yorumu böyle özetlenebilir.
Bundan da anlaşılıyor ki, Muhammed'in "şehvet"i, bir başka deyişle "şeyinin keyfi (hevası)" son derece önemliydi.
52. ayetin, "cariye" konusunda değilse bile, "kan" konusunda bir "sınır" getirmiş gibi bir anlatımı göze çarpar. Bu ayetin, yine Diyanetçevirisindeki anlamı şöyle:
19
Muhammed'in kan sayısına konan sınır:
- "Ey Muhammedi Bundan sonra, sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzelliklerini ne kadar hoşuna giderse gitsin; hiçbirini başkabir eşle değiştirmen helâl değildir. Allah herşeyİ gözetmektedir."
Bu ayetin bir "sınır" koyduğu, bu sınırlama nedeniyle. Muham med'in artık o zamanki karılarından başka bir kan alamayacağını hükme bağladığı belirtilir. (Bkz. Tefsirler, örneğin, Muhammed Ali Sâbûnî, 2/232.)
Muhammed'in karı sayısındaki sınır kalkıyor:
Bu ayetteki "sınırlamadın, 50. ayette kaldırıldığı, 52. ayetin, as lında 50. ayetten önce olduğu da savunulur. (Bkz. Tefsirler, örneğinRRâzî, 25/223.)
Tefsirlerin de yer verdiği bir hadis, islam dünyasında sağlam kabul edilen kitaplarda da yer alıyor. Hadise göre, Aişe şöyle bir açıklama yapıyor:
- "Peygamber, kendisine kadınlar (sınırsız olarak) helâl kılınmadan ölmedi." (Bkz. Tırmizî, Sünen, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/34, hadisno; 3216.)
Karılar içinde ayrıcalıklı olanlar:
Muhammed, kimi kanlarını daha çok severdi. Kimini de daha Çok tutardı. En çok tuttuğu kanlarının başında Aişe geliyordu. Ebube-kir'in kızıydı, o nedenle de etkindi. Zaman zaman Muhammed'e kafa tutar gibi durumları bile olabiliyordu. Zeki de olduğu için, birtakım ayrıcalıklar sağlayabilmişti. Muhammed'in cinsel ilişkilerindeki "sıra düzeni" bozulunca, kanlar içinde en çok yararlanan o olmuştu. Boşamasın diye Muhammed'in hoşnutluğunu kazanmak isteyen yaşlı ortağı Şevde Bint Zem'a'nın "güVünü (Muhammedle yatma sırasını) almıştı. (Tecrid'dekİ 701 no.lu hadisin "izah" bölümüne bkz.) Başka "kumaların gününde de Muhammed'le yatabilirdi Muhammed istediğin-
20
de. Kendi gününüyse, başkasına vermezdi. Muhammed'in canı başka kadınla yatmak istese bile vermezdi gününü, sırasını.
Aişe: "Günümü kimseye vermem"!
Aişe'niu anlattığına göre: Muhammed'e, herhangi bir karısının gününü, sırasını gözetmeksizin; dilediği kansıyla dilediği zaman yat ma özgürlüğü veren "âyet", yani Ahzâb Suresinin 51. ayeti geldikten sonra da, Muhammed "Aişe'nin günü"nde başka kadınla yatmak istediğinde Aişe'den "izin" alma gereğini duyardı. İzin isterdi; ama Aişe geri çevirirdi:
- "Eğer izin verme, vermeme yetkim varsa vermek istemiyorum.
Tann Elçisi! Bilesin ki hiçbir kimseyi sana (seninle yatmaya) yeğ tut
mam." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/33/7; Tecrîd,
hadis no: 1722; Ahmed Ibn Hanbel, MUsned, 1/220,225.)
Kısacası, şunu demek istemişti Aişe:
- "Gerçekten izin verme ya da vermeme yetkim var mı? Öyleyse
vermiyorum. Seninle yatmak, herşeyin üstünde gelir bana."
"Hadİs"ten anlaşıldığına göre, Aişe'nin bu karşı koyusuna Muhammed artık ses çıkarmamış; "Ayet var. Ayet bana istediğim zamandilediğim kanyla yatma yetkisini vermiştir." dememiş ya da diyememişti.
Muhammed'in kanları arasında "hizib"Ieşme:
Bir hadisin Türkçesi:
- "Peygamberin kanlan, iki 'hizb'e aynlmıştı: Bir kesimde Aişe,
Hafsa, Safiyye ve Şevde vardı, öbür kesimdeyse Ümmü Seleme ve
Peygamberin öteki kanlan. Müslümanlar, Peygamberin Aİşe'ye olan
sevgisini biliyorlar; o nedenle de Peygambere bir armağanda bulun
mak isteyen biri olduğunda armağanım sunmayı geciktirir; Peygam
ber Aişe'nin odasına (cinsel ilişki günü için) gittiğinde sunardı Pey
gambere.".
21
Karılar: "Adalet isteriz"!
"Bunun üzerine, Ümmü Seleme 'hizib'i söylenmeye başlandı. Bu kesimden olan kadınlar, gidip (önderleri durumunda olan) Ümmü Se-leme'yle konuştular:
- Ümmü Seleme! Peygambere söyle. Herkesle konuşsun; Pey gambere kim bir armağan vermek isterse, Peygamberin hangi karısının yanında bulunduğuna bakmaksızın armağanını sunmasını duyur-sun."
Muhammed aldırmıyor:
"Ümmü Seleme, kanların dediklerini Peygambere söyledi. Ama Peygamber bir şey söylemedi. Karılar gelip Ümmü Seleme'ye sordular:
- Ne dedi Peygamber?
- Bana birşey demedi.
- Öyleyse bir kez daha söyle ona!
Ümmü Seleme, kendi gününde (ilişki için) geldiğinde Peygam bere yine söyledi (karıların dediklerini). Ne var ki Peygamber ona yi ne birşey söylemedi. Kadınlar sorunca yine Peygamber bana birşey söylemedi!' dedi. Kadınlar da, 'sana karşılık verinceye dek söyle onasöylediklerimizi!' dediler. Peygamber Cinsel ilişki için dönüp geldiğinde, Ümmü Seleme ona kadınların dediklerini yine anlattı. Bu kez Peygamber konuştu: ",
Muhammed: "Bana vahiy, yalnızca Aişe'nin gününde geliyor"!
"- Aişe konusunda beni üzme! Bil ki, hiçbir kadın koynumday-ken bana vahiy gelmez de, yalnızca o koynumda bulunduğu sırada bana vahiy gelir.
Bunun üzerine Ümmü Seleme şöyle dedi:
Bunun üzerine ben de dedim ki:
22
- Ey Tanrı Elçisi! Seni üzdüğüm için Tann'ya sığınıp tevbe edi
yorum!".
Kanlar, Muhammed'in kızı Fâtıma'yı araya koyuyorlar:
"Aynı kadınlar sonra Peygamberin kızı Fâtıma'ya başvurdular; onu Peygambere gönderdiler. Şöyle demesini istediler:
- Kanların Tanrı için senden, Ebubekir'in kızı (Aişe) konusunda
(kayırmayı bırakıp) adaletli davranmanı istiyorlar.",
Fâtıma'nın aracılığı da bir sonuç vermiyor:
"Fâtıma da Peygamberle konuşup kadınların dediklerini iletti. Peygamberse şöyle karşılık.verdi:
- Kızcağızım (sevgili kızım)! Benim her sevdiğimi sen sevmez misin?
Fâtıma karşılık verdi:
- Evet! Peygamber:
- öyleyse sen de Aişe'yi sev!
Karılar, Zeyneb'i araya koyuyorlar:
"Fâtıma, dönüp kanlara anlattı durumu. Kanlar ona, 'git de bir daha şöyle Peygambere!' dedilerse de, Fâtıma, Peygambere bu konuda bir daha gitmeye yanaşmadı.
Aynı kanlar bu kez, Peygambere, Zeyneb Bint Cahş'ı gönderdiler. Peygamberin yanında benim nasıl bir yerim (değerim) varsa, Zey-neb'in de buna benzer (yüksek) bir yeri vardı. Zeyneb gitti, sert çıkışta bulundu Peygambere. Ve şöyle dedi:
- Kanlann, Ebu Kuhâfe Oğlu'nun (Ebubekir'in) kızı (Aişe) konu
sunda Tann için senden adaletli davranmanı istiyorlar!
23
Zeyneb'le Aişe'nin kavgalı tartışması:
(Hadisin bundan sonrası Aişe'nin değil; râvinin, yani aktarının. T.D.)
Zeyneb, (bir yanda) oturmakta olan Aişe'ye duyuracak kadar ses-sini yükseltti ve ona sövdü. Peygamberse konuşup karşılık verecek mi diye Aişe'ye bakıyordu. Aişe sonunda konuştu ve Zeyneb'e karşılık verdi. Sonunda Zeyneb'i susturdu. Aişe'nin anlattığına göre: Peygamber de öylece Aişe'ye bakıyordu. Ve şöyle dedi:
- "Elbette ki baskın gelecek! Çünkü Ebubekir'in kızıdır o!"
(Bkz. Buhârî, e's-Sahîh, Kitabu'1-Hibe 8; Tecrîd, hadis no: 1130;
Müslim, e's-Sahîh, Kitabu Fadâili's-Sahâbe/83, hadis no: 2442.) Bu uzun hadis şunları açıkça ortaya koyuyor
- Muhammed, Aişe'ye ayrıcalıklı davranıyordu.
- Muhammed, araya kimler girerse girsin, karılarının kendisinden istediği "adâlef'i vermemişti. Oysa Nîsâ Suresinin 4. ayetinde "çokkarılılık"ta "adaletli davranmak gerektiği" bildirilmiştir.
- Muhammed'in toplayıp kendisine kan yaptığı kadınlar, pek "huzurlu" değillerdi. Aralarında da "hizibleşme" olmuştu.
- Muhammed, önce oğulluğu Zeyd'in karışıyken sonra kendi kanlan arasına kattığı Zeyneb'e de büyük önem ve değer veriyordu. Ne var ki yine de, kavgalı tartışmada Aişe'nin ona baskın gelmesi karşısında üstünlüğünü düşünüyor ve bunu, babasının üstünlüğüne, yaniEbubekir'deki üstünlüğe bağlıyordu.
Aişe'yi, Muhammed çok küçükken kan yapmıştı kendisine.
49 yaşındaki adam (Muhammed),
6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor:
Yine Aişe'nin kendisinin anlattığını dile getiren bir hadis:
Bu hadisin başında, Aişe aynen şöyle diyor:
- "Peygamber benimle evlendi; BEN O SIRADA 6 YAŞINDAYDIM ." (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu Menâkıbi'l-Ensâr/44; Tecrîd, hadis no: 1553; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/69, hadis no: 1422.)
24
Evet, bir yanda 49 yaşındaki Muhammed, öbür yanda 6 yaşındaki Aişe. Evleniyorlar.
Muhammed'le evlendiği zaman Aişe'nin 6 yaşında olduğunun, İslâm dünyasında, tüm müslümanlarca kabul edilmesi zorunlu. Çünkü bunu anlatan "hadis", tartışmasız "sağlam (sahih)" kabul edilir. Bu hadisi, İslâm dünyasında en sağlam olarak benimsenegelmiş olan Bu-hari'nin ve Müslim'in "e's-Sahih"lerinde de buluyoruz.
Anlatıldığına göre, "evlilik" gerçekleşiyor ama, yine de 3 yıl kadar "zifaf (yani gerdeğe girme, cinsel birleşme olayı) gerçekleşmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor "zifaf".
Aişe 9 yaşındayken,
52 yaşındaki Muhammed'in koynuna veriliyor:
"Hadis" i izleyelim. Aişe anlatıyor:
- "Ve ben dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi.
Medine'ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullanna konuk olduk.
O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlanm döküldü. Saçlanm yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşla-nmla birlikte salıncakta (ya da tahterevallide) sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tuttu. (Alıp götürdü.) Evin kapısına gelince durdurdu. Soluk soluğa kalmışüm. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme, başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki bir takım Medineli kadınlar, Evdeler. Bana şöyle demeye başladılar:
- Hayırlı, bereketli olsun, iyi şanslar (mutluluklar).
Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı-başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamberle bir den karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sırada dokuz yaşındaydım." (Bkz. aynıhadis kaynaklan.)
Bu hadisten çıkan kimi sonuçlar da şöyle özetlenebilir:
- Muhammed'le Aişe evlendiklerinde 3 yıl geçmeden cinsel ilişkide bulunmamışlardır.
- Evlendiklerinde Aişe 6 yaşında, cinsel ilişkide bulunduklann-
25
daysa kız 9 yaşında bulunuyordu.
Muhammed'se bu evlenme sırasında 49, gerdeğe girdiğinde 52 yaşındaydı.
- Aişe, Muhammed'in koynuna verilmek üzere götürüldüğünde,
salıncakta sallanıp oynayan bir oyun çocuğuydu. Yani Muhammed, o
yaşında, böylesine bir çocukla cinsel birleşimde bulunmuştu.
Bunu, sağlam hadis kaynaklarında bulunan sağlam hadisler an-latmasa, İslamcı kesim, "yalan, iftira" diye niteleyecektir.
- Aişe, gerdek odasında Muhammed'le karşılaşınca -kadınlar ta
rafından teslim edilmiş olsa bile- korkmuştu.
Bir kız 9 yaşaına geldiğinde,
İslâm hukukunda "şehvet konusu (müştehât") oluyor:
Aişe 9 yaşındayken Muhammed'in koynuna sokulmuş olunca, islâm hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor: "9 yaşındaki bir kız, müştehât (şehvete konu olabilecek çağda) sayılır." diyor. Ve bu nedenle de 9 yaşındaki bir kızla evlenilebileceğini bildiriyor. (Bu fıkıh hükmünü görmek için bkz. Muhammed Ali Tehanevî, Keşşâfu Istılâhâ-ti'l-Fünûn, 1/788.)
Aişe, Muhammed'in karışıyken büyüyecek ve 18-19 yaşına geldiğinde de Muhammed'in ölümü üzerine, kimi kumaları gibi, çok genç yaşta dul kalacaktır. Ve hiçbir erkekle evlenmemeye "mahkum" edilerek... Muhammed'in karılan, "mü'minlerin analan" sayıldığı için...
Hadislerde Aişe konusunda bir "iftira"dan ("ifk") sözedilir. Ve bu arada bir olay anlatılın
Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan:
Muhammed, Mustalıkoğlulan'na karşı gece baskını için yola çık ma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu şurada Muhammed, Aişe'yi de yanına almıştır. Aişe- 9 yaşındayken Muhammed'in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran623 ise- 13 yaşındadır daha. Aynı gece baskınının sonucunda, tutsak-
26
lar arasında güzelliğiyle göze çarpacak ve başkasına düşmüşken alınıp Muhammed'in koynuna verilecek olan Cüveyriyye'yle aynı yaşta. Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmü"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar. Gidiş Medine'ye doğru. Derken bir konak yerinde biraz kalınır.. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra kalkıp yola koyulmaya yöneliş. Tam bu sırada birşey olur: Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır. Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte. Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulamaz ve kopup düştüğü nü anlar. Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur. O sırada Aişe de vesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir. Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız. Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye... Beklerken uyku bastınr ve uyur. Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan. Arkadan gelmiş, Aişe'yi görünce de şaşır mıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler. Onun bu sözlerine de Aişe uyanır. Safvan, Aişe'yi devesine bindirir. Yola koyuluş. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır. Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe'nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş-Şehâdât/15; Kitabu'l-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's-Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no:
Teşekkür ederim.
insanoğunun tek gayesi üremek demek :) tek hücreli terliksi hayvanın da öyle. :)
araştırmak bu klimenin anlamını biliyrmusunuz.... peygamber efendimize bu özellik verilmiştir çünkü kabileler arasında ilişki kurup islamı yaymak için bazılarını ise koruma altına almak için ha laf açılmışken de söyleyim hz ayşe ile evlenme yaşı konusuna 6-7 veya 9 yaşında evlendiği konusu tamamen udurmadır çürütüldü... çünkü Peygamber efendimize vahiy indiğinde hz ayşe 6-7 yaşlarındadır ve hz. Muhammede vahiy indikten 10 yıl sonra hzreti ayşe ile evlenmiştir... yani hazreti ayşe ile evlendiği yaş 17 yaşındaydı... isterseniz açın araştırın... tabi siz hep ateist forumlardan beslendiğniz için aklınız iyice bulanmış...






Peki ya kadin? Onlarin niye 7-8 kocasi yok? Onlar kocasindan bikinca ne yapicak. Bahcivanla calilarin arasindami isini gorucek?"insanoglunun tek gayesi uremek degil mi?" Senin insanlik ile ilgili gordugun tek sey o ise ben ne yapabilirim.